Bediüzzaman Hazretleri Afyon hapishanesindeki sobasız altmış kişilik koğuşta, bir ara fırsatını bulup yanına gelen sadık talebesi Zübeyir Gündüzalp’e, “Bu hakikatleri bütün dünyaya ilân edeceğim” demişti. O müjdenin gerçekleştiği günleri yaşıyoruz.
Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat eserinde müjdelediği gibi, “Risale-i Nurlar radyolardan okunacak” demişti. Bugün Risale-i Nur ve Bediüzzaman üzerine radyo, TV, internet kanallarından, sosyal medya hesaplarından sesli görüntülü paylaşımlar yapılıyor. Binlerce kişi tarafından takip ediliyor.
Bediüzzaman Hazretlerinin “Kardeşlerim, gün gelecek Risâle-i Nurlar okullarda okunacak” diyerek verdiği müjde de gerçekleşiyor. Bugün ülkemizde üniversitelerde talebelerden, öğretim üyelerinden Risale-i Nur okuyup istifade edenleri görüyor dinliyoruz. Dünyada ise Mısır El-Ezher Üniversitesinin bazı bölümlerinde Risâle-i Nurlar okutuluyor, talebe ve öğretim üyelerince istifade ediliyor. Ders kitabı olarak da okullarda okutulması konusunda gayret gösterenler var. Çünkü bu hakikatlere insanlığın hava ve su kadar ihtiyacı var.
Risale-i Nur’un üniversitelerde okutulması için gayret gösterenlerden biri de geçtiğimiz günlerde ahiret alemlerine uğurladığımız Prof. Dr. Norma Şerif. Rahmete vesile olması duasıyla analım istedim.
İsm-i Kuddüs bahsi mest etti
İİKV tarafından düzenlenen “Adalet” konulu 8. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’na konuşmacı olarak katıldığında (18 Kasım 2007) medyadan takip etmiştik onu. Filipinler’in Mindanau Özerk Bölgesi Yüksek Öğretim Konseyi başkanı Prof. Dr. Norma Şerif’in (bir anlamda ülkesinin YÖK başkanı) Risâle-i Nur’la tanışması bir tevafuk: Başkent Manila’da düzenlenen kitap fuarını ziyarete gittiğinde 120 yayınevi arasında Risâle-i Nurların satıldığı stantı da gezer. Eline aldığı Risâleyi okuduğunda çok beğenir ve satın alır. Bir süre sonra “Bunların bir arada olduğu büyük kitaplar yok mu?” diye sorar ve külliyatı alıp okumaya başlar. Bilhassa Lem’alar’daki “İsm-i Kuddüs” bahsini çok beğenmiştir. Bu eserden 100 adet satın alıp bütün okullara dağıtır, okunmasını tavsiye eder.
Aslı Türkçe olan, ancak tercümelerinden okuma imkânı bulduğu Risâle-i Nur Külliyatını mütalaa ettiğinde mest olur; ruh, kalb, akıl ve hissiyâtını öyle doyuma ulaştırdığını, bu hakikatlere herkesin ihtiyacı olduğunu hissedince üniversitelerde okutulması gerektiğini düşünür ve yetkililere teklif sunar. Bunu tebliğini sunduğu esnada dile getirip, “Ben kendi sorumluluğumda olan üniversitelerde bunu gerçekleştirmek için teklif sundum. Bana bağlı olan bir üniversite rektörüyle konuştum. Üniversitede bir İslam Fakültesi kurulacak ve orada Risâle-i Nur Bölümü açılacak. Bunun için Risâle-i Nur’u bilen çok sayıda öğretmene ihtiyacımız var” der ve dünyanın değişik ülkelerinden 90 kadar tebliğcinin katıldığı, birçok ilim adamı ve öğretim üyelerinin içinde bulunduğu katıldığı sempozyumdaki topluluğa seslenerek, “Bütün üniversiteler bunu yapabilir ve yapmalıdır” demeyi de bir vecibe bilir. (Kaynak: 20 Kasım 2007 tarihli Yeni Asya gazetesi)
Sonraki yıllarda evini medreseye çevirdiğini, birçok Filipinliyi İslam ile tanıştırdığını, sahip olduğu arazileri Nur hizmetine vakfettiğini, ülkesinde Risale-i Nur Enstitüsü kurduğunu ve Asayı Musa eserini resmi eğitim müfredatına referans eser olarak geçirdiğini vefatı dolayısıyla yayınlanan makalelerden öğrendik. Aziz ruhu için Fatiha…
Anlayın artık!
“Ateşböceği; diğer hayvanlardan farklı bir enerjiye ve ışığa sahip olması nedeniyle, diğer
hayvanların kendisine gıpta ve hayranlıkla bakmasına bir anlam veremiyormuş.
Kendisini göremediği için de, pırıl pırıl yanıp sönen bu ışığının farkında değilmiş.
Günlerden bir gün, kendisine hayranlıkla bakan bir karıncanın yanına gelmiş. O karıncanın
gözlerindeki yansımada, kendisindeki bu ışığın yanıp söndüğünü fark etmiş.
İş o anda; diğer hayvanların kendisine, niçin gıpta ve hayranlıkla baktığını anlamış ve farklı
yaratıldığının farkına varmış…”
İşte, ey güzel Türkiye’nin sevgili insanları!
30 ayrı ülkeden gelip sizlere niçin gıpta ve hayranlıkla baktığımızı, sizlere niçin çok değer
verdiğimizi anlayın artık!
- Sizler, yüce Yaratıcının ülkenize nasip ettiği bir Bediüzzaman’a sahipsiniz.
- Sizler, ahir zaman asırlarını aydınlatacak olan, Risale-i Nur adında bir ışığa, bir nura
sahipsiniz.
Bizler ise; gıpta ve hayranlıkla sizlere bunun için bakıyoruz.
30 ayrı ülkeden, sizlerin ayağınıza kadar, işte bunun için geldik.
Sizler, içinizdeki ışığın kıymetini bilin ve bizlere de biraz ışık ve nur verin…”
İİKV tarafından düzenlenen “Adalet” sempozyumuna (Kasım 2007) Filipinlerden katılan,
kendisine bağlı 64 üniversiteyi temsilen konuşan, Risâle-i Nur’un ders kitabı olarak okutulacağını müjdeleyen Prof. Dr. Norma Şerif, duygularını böyle anlatmıştı. Kendisini rahmetle anıyoruz.